Ekonomi

Türkiye’nin elektrik kurulu gücü son 10 yılda önemli ölçüde arttı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan, elektrik üretiminde son 10 yılda yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının önemli ölçüde arttığını belirterek, “2001 yılında 28 bin megavat olan elektrik kurulu gücümüz yaklaşık 104 bin megavata çıktı. an itibariyle toplam kurulu gücün yüzde 65’ini oluşturuyor. Geri kalanı yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşuyor. Yüzde 54,5’i sadece yenilenebilir kaynaklardan oluşuyor.” dedi.

Tancan, Ankara Sanayi Odası (ASO) Zafer Çağlayan Meclis Toplantı Salonu’nda düzenlenen “Geleceğin Net Sıfır 2050 Hedefleri Doğrultusunda Elektromekanik Sektörünün Geleceği, Deprem Gerçeği ve Sürdürülebilir Bir Gelecek İçin Elektrik Yatırımları” konulu açılış konuşmasını yaptı. gelişen ekonomi, artan nüfus ve yükselen yaşam standartları ile birlikte her geçen gün daha fazla güce ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Türkiye’de elektrik talebinin son 20 yılda yılda yüzde 4-5 arttığını belirten Tancan, “Ekonomimizin sürdürülebilir kalkınması ve büyümesi ve dünyanın ilk 10 ekonomisi arasında yer alabilmemiz için olmazsa olmaz unsurlardan biri. kesintisiz kalite ve katlanılabilir maliyet Enerjidir Artan enerji ihtiyacını karşılamak, öngörülebilir yapısını sağlamak, enerjimizi milli ve yerli teknolojilerle üretmek noktasında yerli ve yenilenebilir kaynaklarımızdan maksimum faydayı elde etmek için çalışmalarımıza devam ediyoruz. ” dedi.

Tancan, net sıfır hedefine ulaşmak ve arz güvenliğini sağlamak açısından sadece yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılmasının yeterli olmadığına, burada kullanılan teknoloji ve bileşenlerin de değerli olduğuna işaret etti.

Bu alanda gelinen noktanın gurur verici olduğunu vurgulayan Tancan, şunları kaydetti:

“2011 yılında çok sınırlı sayıda komponent ve bütünleştirici parça üretilirken, 2022 yılı sonu itibariyle 120’si alt komponent üreticisi olmak üzere yaklaşık 500 üreticiye ulaştık. Bazıları üretiminin yüzde 80’ini ihraç ediyor. Her alternatif farklı sunuyor. ülkelerin net sıfır hedeflerine ulaşması için mücadele etmektedir.Bu süreç tüm branşlarda köklü bir dönüşümü ve önceki sistemlere farklı bir bakış açısını içermektedir.Bu bakış açısıyla 2023 Net Sıfır Hedefi dikkate alınarak hazırlanan Türkiye’nin Milli Güç Planı açıklandı. Bu çalışma kapsamında talep ve arz yönleri detaylandırılmıştır.İklim değişikliğinin her yerde olduğu gibi ülkemizin de elektrik kolunda önemli bir etkisinin olacağı aşikardır. Güç kaynağının yerli kaynaklardan temin edilmesinin yanı sıra günümüzde yaygın olarak kullanılmayan bir grup elektromekanik teknoloji veya ar e özellikle 2053 Net Sıfır Emisyon hedeflerine ulaşılması kapsamında tasarruf düzeyinde, elektrik maliyetlerimizi takip ederek ve çevreye uyumlu yeni elektromekanik teknolojileri elektrik sistemimize dahil ederek işletmeleri desteklemeye devam edeceğiz. 2001 yılında 28 bin megavat olan elektrik kurulu gücümüz, bugün itibariyle yaklaşık 104 bin megavata yükseldi. Toplam kurulu gücün %65’i yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşmaktadır. Bunun da %54,5’i sadece yenilenebilir kaynaklardan oluşuyor.

ASO Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Ardıç burada yaptığı konuşmada elektromekanik sektöründe ürün bazında katma değer üretiminin imalat sanayi ortalamasının üzerinde olduğunu söyledi.

Türkiye’de ihracatın kilogram değerinin bu yılın ocak ayı verileriyle ortalama 1,5 dolar civarında olduğunu belirten Ardıç, “Bu değer elektromekanik sanayinin çeşitli alt sektörlerinde en düşük 4 dolar ile 19 dolar arasında. Ankara’da sektörün hacmi de arttı.Sektörün Ankara’da yaptığı ihracatın kilogram değeri 8 doların üzerinde olup, bu rakamın ülkemiz ve ilimiz imalat sanayi ortalamasının üzerinde olduğunu görüyoruz.” söz konusu.

Buna rağmen bölümün üretimde önemli ölçüde ithalata ihtiyacı olduğunu belirten Ardıç, sektörde ithalatın kilogram maliyetinin ihracattan daha yüksek olduğunu belirtti.

Bu durumun görece yüksek katma maliyeti olan ve iç pazarın yanı sıra dış pazarlara da üretim yapan pek çok sektör için emsal teşkil ettiğini vurgulayan Ardıç, “Bir yandan üretimle birlikte kalite ve nicelik olarak üretimi artırdık. devletimizin desteği ve sanayicilerimizin kararlılığı.Öte yandan artan dış açıklarımız ve mali sıkıntılarımız var.Döngüden çıkmak için yerli girdilerin kullanıldığı bir üretim yapısına sahip olmamız gerekiyor. Bu da yurt dışından teknoloji transferini sağlayan finansal mekanizmaların kurulması, özellikle proje bazlı işbirliklerinin teşvik edilmesi ve yurt içinde teknoloji üretimi, Ar-Ge, inovasyon, patent alma süreçlerinin desteklenmesi ve teşvik edilmesi ile mümkün olacaktır” dedi.

“İkiz dönüşüm” vurgusu

Ardıç, Türkiye’de elektrik konusunda birçok değişimin yaşandığını ve artık kendi elektrikli arabalarımızı ürettiğimizi hatırlattı.

Ardıç, yenilenebilir enerji üretim santrallerinin yaygınlaşarak şebekeye entegre olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

“Enerji depolama ve taşınabilir güç sistemlerinin her zamankinden daha değerli olduğu günümüz koşullarında sektörün yenilenmiş bir vizyonla atılım yapmasına ihtiyacımız var. Bunun için güncel uluslararası gelişmelerin çok boyutlu olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Her şeyden önce ‘ikiz’ dönüşüm’, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm dediğimiz şeydir.” Bunun bu sektördeki ve bağlı olduğu diğer kollardaki yansımalarını iyi okumamız gerekiyor. İklim değişikliğinin etkilerini endüstri perspektifinden tanımlamak ve düşük karbonlu bir ekonomik modele geçmek bizim için öncelikli bir misyondur.”

Türkiye’nin deprem kuşağında yer aldığını ve küresel iklim değişikliğinin neden olduğu doğal afetlerin sıklığını ve şiddetini artırdığına dikkat çekerek, şunları kaydetti:

“Bu gerçek, elektrik üretiminin ve elektrik altyapısının doğal afetlere dayanıklı olarak kurulmasını zorunlu kılıyor. Şubat ayında toplum olarak şoklarla sarsıldık. Felaketin insani boyutları içler acısı. Felaketin verdiği zarara baktığımızda deprem ve deprem bölgesindeki vatandaşlarımızın acil ihtiyaçları, elektrik altyapısının ne kadar kesintisiz hizmet verebileceği, hayati önem taşıdığını bir kez daha anlıyoruz. gelecekte hem kamu hem de özel sektör tarafından bölgede yapılacak ilave enerji altyapı yatırımlarında afetlere karşı net sıfır emisyon hedefi ve enerji verimliliği ile afet direncini göz önünde bulundurmaktır.”

Elektromekanik Sanayicileri Derneği (EMSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Arabul, Türkiye’nin 1902’de Tarsus’ta ilk kez kurulan 2 kilovatlık hidroelektrik santralinden bu yana bu alanda çok yol kat ettiğini söyledi.

Türkiye’nin 100 bin megavatın üzerinde yetki devri, 250 bin megavatın üzerinde trafo kapasitesi, 74 bin kilometre iletim hattı ve 1,5 milyon kilometre dağıtım hattı ile çok değerli bir altyapıya sahip olduğunu ifade eden Arabul, şöyle konuştu:

“Ancak mevcut iklim krizi, salgın gibi hayatımıza giren değişimler, son Ukrayna-Rusya Savaşı, dünyada ve Türkiye’de elektrik altyapısı hızlı değişim ve dönüşümlere uğradı. Türkiye gerekli önlemleri almalıdır. bu gerçeğin yanı sıra deprem gerçeğini de ön plana alarak, bugün yapılacak toplantıda tüm sorulara yanıt bulamasak da bir sonraki toplantı için önemli konuların tartışıldığı, ortak noktaların belirlendiği değerli bir toplantı olarak görüyoruz. sektörün geleceği için atılan adımlar, tarafları bir araya getirme, farkındalık yaratma ve bir sonraki buluşma.

cekmekoy-ajans.com.tr

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu